istanbul
istanbulşehir demeye dilim varmasada
gözlerim istanbul söyler bazen
bazen iki yakası olup bu şehrin
köprüler kurulsun diye bekleriz
bazen sen haliç olur içime sokulursun
galatada bir sufi ben olurum
istanbul
şehir demeye dilim varmasa da
istanbul kokarsın her sabah sen
tepeleri olur bazen bu şehrin
seyrederiz kavuşamadan birbirimizi
sen büyükada olur denizi okşarsın
moda da yalnız bir ağaç bazen ben
istanbul
şehir demeye dilim varmasa da
dokunurum tenim istanbula yatağımda
gökdelenleri oluruz bazen bu şehrin
ne kadar çirkin olsak da beğeniriz kendimizi
sen maçkada bulut olursun
boğazda balık ben, içime düşmeni bekleyen
istanbul
şehir demeye dilim varmasa da
okumam da yazmam da istanbul olur
iki ayyaşı olur bu şehrin
şişelerde ararız kendimiz gibi birbirimizi
beyoğlunda olur olmaz bir durak
yaşlı tramvay sana gelmeyi bekleyen
istanbul
şehir demeye dilim varmasa da
adım istanbul olur bazen
iki aşık olup bu şehirde
paylaşılacak yalnızlığın peşinde iki sefil
sen kız kulesi olursun
içine mahkum etmiş kendini hünkar ben
istanbul
nerede istanbul duysam
sehir demeye dilim varmaz
ne zaman biri istanbul dese
ben hep seni ararım o sesinde
biliyorum, şehir değil
artık istanbul...
2 ağustos 2006 03:33