Kum Tanesi
bazı sabahlar vardır
uyanırsın uyandığını bilmeden
evler yoluna çıkar kapıları suratına kapanan
kediler bile yüzünü yıkamamıştır
öyle sabahlar vardıki geceden kalma
ellerinde kuş sesleri beklersin beni
gözlerinde sen gibi biri bakar bana
kaldırım taşlarında küçük yaralar
incitmezler aslında yürüdükçe
yürümeyi istedikçe bu sokaklar
hep aynı köşeye sıkıştır beni
her köşenin ardı senin balkonun
her düşün adı sen olmaya başlamış şehirde
sonunda şehirde terkeder sokaklarını
güneş kendi yolunda , ay güneşin hemen ardında
yavaş yavaş kararır bu şehir
karanlığını aydınlatan sahte ışıkla
ellerin gibi küçük hayaller biter
köprüler denize karışır
bir ucu senin ayakucunda
bir ucu benim gözucumda
ellerim gibi uzanır dalgaların ardında
ve bir kum tanesi dalganın kucağında
biraz gece olsun
yakamoz olurum baktığın ayın altında
sabaha dek seyrederim
takılana kadar bir balığın puluna
her dalgada seni arar olurum
yoruluna kadar balığım
her geçen güne geceye seni sorarım
yolun düşmüş olsa da buraya
tanımaz olur seni ne deniz ne kum nede balık
yüzlerimiz, gülüşlerimiz olur birden
birbirine bakamayan iki insanda iki tebessüm
sabah olmalı , sen olmalısın yanımda
bu sabah yatağında bulduğun bir kum tanesi
o işte benim
şimdi avuçlarında...
bilmiyorum
Yalnızlığım mı acıtmalı sensizliğim mi
sen acıtamazsın içimi
bilirim yalnızlığım acıtmaktadır
sevmeliyim ölesiye, ölmeli miyim
ölmemeliyim biliyorum
sen öldürmezsin beni
içimdeki ne diye sormalı mıyım
biliyorum sen çok iyi bilirsin
bendeki seni
ben bildiğimi sanıyorum belki
kozadan kelebek olduğunu
geceden sabah doğduğunu
çok da şey bilmiyorum gerçi
ama sen biliyormusun
seni ne kadar çok sevdiğimi
17 Agustos 2007
rüya
Yanızlığımın tadını anlayınca
paylaşmış olmak istemez olurum
sensizliği koklayınca
nefessiz kalırım
uykularımdan uyanmak istemedikçe
seni sayıklarım
uzatsam ellerimi tuttuğunu hissederim
sabah oluncaya kadar
gözlerimi açmam...
17 Agustos 2007
olmasın
olmasın hiçbirşey bu dünyada
sana ait olmayacaksa
göremeyecekse gözlerini
gece olsun sabahı olmayan
duymayacaksa bu kulaklar
fısıltı dahi olsa
seni seviyorum dediğini
varsın olmasın bu hayatlar
tutmasın ellerim hiçbir eli
duymayacaksa senin kalbinin sesini
öpmesin bu dudaklar hiçbir teni
kokusu döndürmeyecekse başımı seninki gibi
olmasın
bu şehir ne yedi tepesi, ne içinde kız kulesi
olmasın
seni bana getirecek bir köprüsü yoksa eğer
olmasın yolları
sonunda kapısı bana açılan bir evin yoksa eğer
17 Agustos 2007
sevgili..
sen el kadar bir kadinsindir
sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
bazı agaclara kapi komsu
bazi ciceklerin andirdigi
is bu kadarla bitse iyi
bir insan edinmissindir kendine
bir sarki edinmissindir,bir umut
güzelsindirde oldukca, cocuksundur da
saclarinla beraber penceredeyken
besbelli arandigindan haberli
gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
sevgili...
Cemal Süreya