Kum Tanesi
bazı sabahlar vardıruyanırsın uyandığını bilmeden
evler yoluna çıkar kapıları suratına kapanan
kediler bile yüzünü yıkamamıştır
öyle sabahlar vardıki geceden kalma
ellerinde kuş sesleri beklersin beni
gözlerinde sen gibi biri bakar bana
kaldırım taşlarında küçük yaralar
incitmezler aslında yürüdükçe
yürümeyi istedikçe bu sokaklar
hep aynı köşeye sıkıştır beni
her köşenin ardı senin balkonun
her düşün adı sen olmaya başlamış şehirde
sonunda şehirde terkeder sokaklarını
güneş kendi yolunda , ay güneşin hemen ardında
yavaş yavaş kararır bu şehir
karanlığını aydınlatan sahte ışıkla
ellerin gibi küçük hayaller biter
köprüler denize karışır
bir ucu senin ayakucunda
bir ucu benim gözucumda
ellerim gibi uzanır dalgaların ardında
ve bir kum tanesi dalganın kucağında
biraz gece olsun
yakamoz olurum baktığın ayın altında
sabaha dek seyrederim
takılana kadar bir balığın puluna
her dalgada seni arar olurum
yoruluna kadar balığım
her geçen güne geceye seni sorarım
yolun düşmüş olsa da buraya
tanımaz olur seni ne deniz ne kum nede balık
yüzlerimiz, gülüşlerimiz olur birden
birbirine bakamayan iki insanda iki tebessüm
sabah olmalı , sen olmalısın yanımda
bu sabah yatağında bulduğun bir kum tanesi
o işte benim
şimdi avuçlarında...