Perşembe, Mart 11

adımı söyle

sabahı oldurur sokak lambaları
kediler çöp koklarken sokaklarda
yalnızlığımı aklıma getirir
sabah olunca sen aklıma gelirsin
yavaş yavaş gözlerin girer gözlerimden
gün ışığı, parıltılar güzellik şarkıları söyler
hayat nasıl olmuşsa
durmuştur dudaklarının arasında
oysa ben ağzımı açamam
alfabemi çalmıştır her bir saç telin
öyle bir yerde durusun ki
elini ancak sen uzatırsın
deniz sokulur koynumdan içeri
"güzel" lügat kitabında bile kifayetsiz kalır
güzel bir o kadar yakın iken sana,
bir o kadar alakasızdır güzelliğinden
adımı fısıldarsın, yankısı içimde büyür
bir çocuk dünyaya gelir
adımı her duyuşumda dudaklarından
bedenimden bir parça durmaz
sessiz bir şehri bekler
her gece uyumadan önce
içinde adım söylenen

Mart 2010, İstanbul

Salı, Mart 2

rüya elleri

zaman kum olur kayar parmaklarımın arasından
gözlerin derin baktıkça nefessiz kalır yapraklar
oysa öyle sevsem seni bilirim
kelepçelerler güzel parmaklarıma hesapsız ellerimi
yavaş yavaş alırlar seni
acımaz için acımadığını bile göremem
nasıl olur bilmesek de
yıldızlar her akşam olduğu yerde
sessizce bakarken bize
ay ışığı savrulur saçlarının arasından
karın boşluğuma bir gülle düşer gökten
sen düşersin gözlerimden yere
bulutlar araya girer yağmur düşer kum taneciği ellerine
utangaç ellerimde neresinden tutulur bilmediğim
bir rüya gibisin
hep nasıl olması gerekiyorsa öyle olmasın
hep nasıl istediysek öyle olsun diye

Mart 2010, İstanbul