Salı, Nisan 20

kokusu

zaman öldürür mevsimleri
vardır bir hikmeti elbet
dökülmüş yapraklar nasıl kopmuşsa
çiğnenmiş yollar nasıl geçilmiş gitmişse...
geçer gider elbet kara kışlar
soğuktan kabarmış kuşlar
bilirmisin ki doğruyu söyler bahar gelince
kalpleri küçücük olsun isterse
tohumu bana ait olmayan bir aklım
bilir misin ne kadar acıdır
kalbim dörtnala iken
bir kadını sevdirir bana
radyolar açılır, şarkılar çalınır
ekmeğine kaşık bal sürülür
ufuk çizgisi olur göz kapakları
işte o an sevgili
iki nokta olur gözlerin boşlukta
neresi öpülse öpülmeye kıyılmaz
işte o an sevgili
gözlerinin korkusu olur gözlerimde
ilkinde mahşer
bir yangındır bir kıyamet
kokusu sen olan
ikincisi cennet
neresi öpülse, bir daha öpülse...
öpülmeye doyulmaz

Nisan 2010 İstanbul