Cuma, Ağustos 24

Basucunda

Gunes doguyor ayak uclarindan
Bir kadinin gogus uclari gibi
Titizlikle dokunulasi hayat
Cirilciplak uzaniyor
Basucunda yarim kalmis kadeh
Dudak izleriyle yolunu buluyor
Doymaya yakin kirmizi sarap
Oylesi seviyorum seni
Sacinin uzadigi yerden
İrmak gibi sirtindan asagi inen
İki yorungeye bolen dunyayi
Essiz guzellikteki o iki gamzen
Doyasiya seviyorum seni
Ayni kadehle siseyi bitiren
İsci dudaklarinda nefesim
Opusmekle yorulmayan
Pencerenden sizan gunesi opsem
Yakmaz beni bu kadar
Sessizce seviyorum seni
fisiltilarimla inleyen
Yankisiyla titreyen teninde
Ellerimle seviyorum seni
Nemli bir sabah gibi
Kader cizgim dolasiyor otaginda
Hayat bu besbelli seni bana sevdiren
Oylesine seviyorum ki seni
Her dokundugum sen
Bir oncesinden daha guzel

Agustos 2012 Nazilli

Perşembe, Ağustos 23

Bir yer ki

Masmaviydi oysa
Gunesi gorunce elleinr gibi
Siyah bir carsaf orttu ustune
Karanlik bir golgenin ustune
Ne cok yildiz varmis  oysa
Bakmadik mi senle goklere
Ahsap limaninda guzelligin
Demirlemis yelkenler
Direkleri ile yolunu gozlemekte
Dalgalar kucuk dingin
Karadan sevgi koparircasina
Sorar seni garsonu bekcisi
Yalniz kalinmis bu yerde
Ne cok severnisim seni
Elimde gozlerimde
Bir hayat ki bu senin sozlerinde
Son bulur belki
Mataramdaki yudum bile
Bir deniz var ki bende
Adini cagirir
Hayatim ol diye.

Agustos 2012 Gokova

Pazartesi, Ağustos 20

Agustos Bocekleri

Lekesiz gokyuzunde
Var olmaya calisan birkac yildiz
Cocuk guluslerinden
Arinmis bos sokaklar
Denizden bir nefes sanki
Ciplak bedenimde dolasan
Guzelligi para etmez
Cembere dolanmis birkac tas
Hala sevgili oysa
Catida dolasan kumrular
Zamansiz dusunceleri
Ayaklarina dolasan
Bir ben miyim acaba
Karanlikla bogusan
Yoksa
Deli midir bu cicekler de
Hep gece olunca acarlar
Derinde sesleri yankilanir
Gunleri tukenen agustos bocekleri
Dusunuyorlar belli seni beni
Bir sarki tutturmuslar
Bizi cagirir hayalleri

Agustos 2012 Nazilli



Perşembe, Ağustos 16

hapucular


gece yarısı uyanır oldum
hiç olmazdı oysa ki
sabahları çıkardım kapından
üşenirdim senden uzaklaşmaya
huzurla kapardım gözlerimi
ilk uyanan sen olurdun
ve sitem ederdin bana
çocuk gibi olurdun
oyuncağı elinden alınan
hapucular gelirdi sonra
kahkahalar attıran korkulu rüya
güzel rüyalar görürdüm
yanımda değil sanki
aklımda uyurdun
gözlerim arardı seni
her yalnız uyandığımda
tüm sabahlar aynıydı sanki
bulamadığım seni yanımda
kendimi de kaybettim sonra
ben kokan çarşafların arasında
nereye baksam parçaları
kırılmış yüzlerin
sır olmuş sanki
saklı bir dolapta
sen yeter ki aşkı ara
bir yerinde bulacaksın
elbet benden bir parça

Agustos 2012 Istanbul

Pazartesi, Ağustos 13

hayat uçlarında





hayat avuçlarında
hayat parmak uçlarında
hayatım akıp gidiyor
kirpiklerin arasında

romansız bir kahraman
günahsız boş odalarda
bir adam can veriyor
bak hayat uçlarında

kalabalık ortasında
yaşamın tam kıyısında
rüyalar gerçek olur mu?
dudakların arasında

romansız bir kahraman
günahsız boş odalarda
bir adam can veriyor
bak hayat uçlarında

bir adam can veriyor
bak hayat uçlarından

Agustos 2012 Istanbul

Perşembe, Ağustos 9

bir iki üç beş


martılar uçuşuyor çatısında
nedir dertleri belli belirsiz
bir adam dönüyor köşe başından
kalbim vuruyor merdivenlere
kibirli miskin kedileri
sevmiyorlar bu adamları ve sıcak yazları
ihtiyar kokusu sinmiş parklarına
içinde birkaç genç ruh biraz da beden
ışıkları bir yanıyor bir sönüyor
sokak boyu sarkık ağaç dalları
sanki ağlamaktan şişmiş göz altı torbaları
bir iki üç beş
sayısını bilmediğim çember içinde
dolaşır durur elleri
yüzer bir ada kıyıya demirlemiş
inleme sesleri geliyor, denizden mi?
acımdan  görmüyor gözlerim
iskeleden kopmak isteyen birinin bedeni
bir kadının boyununa sokulur gibi
kıyısına sokulmuş balıkçı tekneleri
elleri titrek sözleri ürkek
avuclarına almış birazı ağzında
oturuyor bir bank köşesinde
ramak kalmış tüketmesine
alfabesindeki harfleri

Agustos 2012 Istanbul

Salı, Ağustos 7

onlar ki


onlar ki bilmezler meleğim
bu acının ne denli yaktığını
bildiklerini unutturan
bu aşk-ı kıyameti
soruları vardır hayata dair
ve hazır cevaplanmış şıkları
hayat sınav gibidir onlara
insanlarsa seni sınar gibi
sevinçleriyle gözüne bakarlar
ve gülüşleri sırtlarında
dalga geçerler senle benle
gözlerinin önünde sevildiklerini sananlar
mutluluğunu bilmeyenler
hepsi bahçende toplanır
sanki bayram yeri kızılca kıyamet
sonra ellerini sıvazlarlar
omzuna yaslarsın başını
huzur değildir yaşanan
onlara umutlu bir zaferdir
yeni bir başlangıç için atılan çığlıklar
bakarlar sadece gözlerine
okuyabilirler mi kalpleri
aşk dair yazılanlar
işaretten ibarettir onlara
adaleti bu dünyanın ya
tek satır bir işaret bile
yoktur onlara bu hayatta
olur ya sevgilim
şu agustos çıkmazında
sen onlara kanma


Agustos 2012 Istanbul

Perşembe, Ağustos 2

aşk öldüren şarap


öyle güzel hayaller kuruyorum ki
yüzüm gülüyor hemen
sözler aklıma geliyor
birbirimize verdiğimiz
küçük kavuşmalarımızı düşünüyorum
sevişmelerimizi örümceklerle
biz olmak yetiyorken
sensiz olmak haline dönüyorum
sağım boş solum boş
her nefes ağırlaşıyor sonra
hani süper kahraman olduğumda
vurduğum çekiçle vuruyorlar bana
oysa bebeklerin bile yok hayatımda
gülüşlerimiz geliyor aklıma
iklimim değişiyor yüzümde
sonra gözlerini bebek
ne kadar ihmal ettiğimi
sözlerim tıkanıyor boğazıma
ellerim bile gitmiyor yazmaya
yapmadıklarımın pişmanlığı hikayesini
aynaya her baktığımda
ömrüm ne kadar kısa olacak diyorum
gözlerinden sürgün yaşadıkça
sokağından geçiyorum geceleri
her seferinde ilkmiş gibi
ama duramıyorum kapında
sen çıkacaksın arkasından belki
topuk seslerini dinliyorum
incecik bileklerinle yürümeni
bana gelmediğini bildiğim
o adımları atacaksın diye
arkandan bile bakamıyor gözlerim
seni dinliyorum sessiz sedasız
bu aralar moda sokaklarında
geç olsa da anladığım
sen hayallerimin modasında
ben hayatımın ortasında
kendimizi içiyoruz aşk!
öldüren şarap tadında

Agustos 2012 Istanbul