netice aşk
aşklara bakıp ağlarım sanırsın
söylesene nasıl dökülür damla damla yaş
göz pınarlarından sessizce
bu aşka dahil olmaksa mesele
yanaklarından kayıp giden damlalar misali
aşık olunca uyuşur kasların
aşık olunca doldururur ciğerlerini hava
bundandır ayrılığın da böyle oluşu
her ölüm gibi erken
her ayrılık gibi erken
her geçen gün arar insan kendini
bulduğunu sanırsın belki de kanarsın
hani yaşamaksa yaşadım demek için
bilirsin o bulduğunda seni
yaşamaktır yaşamak
aşk zaten tek bir oda
iki nefes
sessice atan bir kalbe
dört nala iki can iki ses
bu aşka ya dahil olmak
ya da beni benimle bırakmak
Ekim 2012 Istanbul
usulca
karışmışız insan içine
ağaçlar yaprak dökmekte
bir yanımız susuz kalmış
dengesi olmuş bu bakışlar
zamanla kaybolmuş hayatımızda
nasıl bir zamansa gün dediğimiz
bitmemiş karanlıkla
savaşmışız belki düşene kadar
ellerimim hiç çıkmamış cebimden
çiçekler yaprak dökmekteyken
masumiyet bile sorgulanır olmuş
yaşayamadığımız hayatta
ağız dolusu küfürler etmişiz birlikte
birbirimize duyurmadan
düğüm olmuş aklımızla
oynayan cansız kukuların
renklerine kanmışız aptallığımızdan
sevişmelerimiz unutulmuş yataklarda
terimiz soğumuş pencere önlerinde
göğüs göğüse çarpışmışız
kimsenin dediğine kulak vermeden
sevmişiz deli gibi, deli gibi uçsuz
kimsenin sevmediği gibi de
şimdi ellerime değdiğinde her çakmak taşı
bir küçük kıvılcım gecenin içinde
kör sağır odaları ışıtan
kurumuş otlarım yaşlı ağaçlarım
kırlmış dallarım susuz köklerim
yanmadıkça yeşermeyecek
ateş yakılması yasak bir orman
yaksan sigaramı
bir çöp kibritle
usulca...
Ekim 2012 Istanbul