Pazar, Ekim 7

usulca

karışmışız insan içine
ağaçlar yaprak dökmekte
bir yanımız susuz kalmış
dengesi olmuş bu bakışlar
zamanla kaybolmuş hayatımızda
nasıl bir zamansa gün dediğimiz
bitmemiş karanlıkla
savaşmışız belki düşene kadar
ellerimim hiç çıkmamış cebimden
çiçekler yaprak dökmekteyken
masumiyet bile sorgulanır olmuş
yaşayamadığımız hayatta
ağız dolusu küfürler etmişiz birlikte
birbirimize duyurmadan
düğüm olmuş aklımızla
oynayan cansız kukuların
renklerine kanmışız aptallığımızdan
sevişmelerimiz unutulmuş yataklarda
terimiz soğumuş pencere önlerinde
göğüs göğüse çarpışmışız
kimsenin dediğine kulak vermeden
sevmişiz deli gibi, deli gibi uçsuz
kimsenin sevmediği gibi de
şimdi ellerime değdiğinde her çakmak taşı
bir küçük kıvılcım gecenin içinde
kör sağır odaları ışıtan
kurumuş otlarım yaşlı ağaçlarım
kırlmış dallarım susuz köklerim
yanmadıkça yeşermeyecek 
ateş yakılması yasak bir orman 
yaksan sigaramı
bir çöp kibritle
usulca...

Ekim 2012 Istanbul