Teninde
nasıl oluyor
bir şekerli az
iki şekerli fazla
kalp kırmak gibi tadlar
şekeri ortadan ikiye bölmek kadar kolay
öyle tadlar var ki işte aklım almıyor
uzak otobus yolculukları
belki şimdi de hızlıdan uçaklar
öyle bir yer var ki aklım almıyor
sana nasıl desem
canım nasıl senin olmak istiyor
gözlerin geçerken gözümden
ürkek taylar kaçışırken çimenlikte
gülüşünle karşılaşınca köşede
o an dudağının kenarında
göğe uzunan ağaçlar
kavaklar belki cevizler
yaprakları ile eşlik eder sesine
sonbahar düşürür yaprakları
sözlerin düşürür
bakarım yüzündeki her hücreye
ağzındaki her cümleye
bırak seveyim derim
zor olsa da her seferinde
sevecek bir nokta teninde
...bir ton ararım
denize ve gökyüzüne yakın
isterim
hem deniz ol
hem gökyüzü
Kasım 2015, İstanbul
doğuya uçtu kuşlar
bilmez kuşlar insan-ı
ve taşımayı dayanılmaz yükünü
saatler anlamaz derinliği zamanın
ayrı dünyalara bakar
farklı tellerine basar sazında anın
döner durur akrep
hep daha hızlı koşmak zorunda olan
hep zavallı terkovansa
uçsuz bir bozkıra bakar gibi
sadece boşluktur zamanda yeri olmayan
sonu suya akan nehirin yolu
ne bozkırda var olan
ne kıymet gören yağmur altında
kavuşsa bir an olduğuna
rüzgarı ile dağılan örtüsünün altında
saklanmış kokusuna hasret
terkisinde leyla
elinde dizgin
ve sonsuz bir eşk-i
belinde bir çift el ile tutan
sürgün süren dört nala
sırtında beyazıt
önünde çaldıran
10 Kasım 2015, Istanbul
laciverdi sözler
lafa tututum hanım efendi
pardon
siz dedildiniz aslında
laci kabanlı bir kadın vardı
durakta bekleyen
siz değildiniz belki
bir kadın vardı durakta
laci kabanıyla
pardon siz değildiniz
nasıl da yanıldım
8 Kasım 2015 Istanbul